• https://www.facebook.com/kadef.federasyon/

BOĞUŞA BOĞUŞA YETİŞTİM

BOĞUŞA BOĞUŞA YETİŞTİM



YAŞAR DOĞU

4 EKİM 1952 / MİLLİYET

 

Memleketimizin birçok yerlerinden veçhile bizim taraflarda düğün ve bilhassa bayramlarda güreşler tertip edilir. Bizim köy yani büyüyüp yetiştiğim Emirli köyü aşağı mahalle, yukarı mahalle ve bir de ?Öte geçe? dediğimiz orta mahalle olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır. Biz yukarı mahallede otururuz. Esasen yukarı mahalle sakinlerini bizim hısım akrabalar teşkil etmektedir.

 

Çocukluğum sırasında bu üç mahalle arasında müthiş bir zıddiyet vardı. 5 - 6 yaşından tutun da artık 15 - 16 yaşına basmış ve delikanlılık çağına erişmiş olan çocuklar arasında hep iddialı güreşler yapılır ve alt alta üste boğuşulurdu.

 

Bu arada bazen da kavgaya tutuşur ve taş muharebesi yapardık. İşin tuhafı bu kavgalara mahallelerin köpekleri de iştirak eder ve birbirlerini ısırarak kan revan içinde bırakırlardı. Yetişen büyükler çocukları zorla ayırırlardı. Bilahare bizlerde köpeklerin arasına girer ve onları ayırıp yatıştırırdık.

 

Burada şunu söylemek isterim ki ben şahsen böyle kavgalara bayılırdım. Mesela kavga öte geçe ve aşağı mahalle arasında olsun ben bir kenara çekilip seyirci kalmaz ve muhakkak surette taraflardan birine yardıma koşar ve bu surette kavgaya girmiş olurdum.

 

Şimdi birazda bizim köyün güreşçilerinden ve hususiyetlerinden bahsedelim. Köyümüzde birinin kızı veya oğlu evleneceği zaman birkaç ay evvelinden hazırlığa başlanır ve bu münasebetle bir de güreş tertip edilirdi. Yine bir ay evvelinden civar köylerdeki tanınmış pehlivanlara ve keza düğün sahibinin hısım ve ahbaplarına haber gönderilir ve kendileri düğüne davet edilirdi.

 

Böyle günlerde köy hakiki bir bayram havası içinde çalkalanırdı. Sıra güreşlere gelince köyün pehlivanları ile dıştan gelen pehlivanlar kapışırlardı. Bir de ramazan ve kurban bayramı münasebetiyle güreşler tertip olunur ki bu bir alemdir. Birazda bundan bahsedelim. Bizim Emirli köyüne çok yakın olan Ilıca isimli bir köy vardır ki buranın camii yoktur. Ilıcalılar bayram ve cuma namazlarını eda etmek için bizim köye gelirler.

 

Bayram günleri Ilıcalılar ile Emirliler arasında hep birlikte namazı kılar ve sonrada hep birlikte güreşin yapılacağı meydana gidilirdi. Gerek düğün ve gerek bayram güreşlerinde ortaya ilk defa 5 - 6 yaşlarındaki çocuklar çıkarılırdı.

 

Bayram güreşlerinde güreşen ve galip gelen çocuğa mükafaat olarak yuvarlanıp top haline getirilmiş bir top helva verirlerdi. Bu bizim tarafların yıllardan beri sürüp gelen adetidir ve halende tatbik edilmektedir.

 

Allah rahmet eylesin dedem Arif Çavuş gerek bayram ve gerek düğün münasebetiyle yapılan bütün güreşlere beni muhakkak surette iştirak ettirirdi. Küçükken helvayı çok severdim. Bu sebeple mümkün olduğu kadar çok çocuk yenmek ve buna göre helva topu almak isterdim. Beş altı helva topu birden kazandığım çok olurdu.

 

Seyirciler küçüklerin güreşinden de büyüklerin güreşi kadar zevk alır, heyecana kapılırlardı. İki çocuk boğuşurken küçük pehlivanların yakınları, baba, amca, dayı veya ağabeyleri gırtlaklarının bütün kuvveti ile bağırır, küçükleri teşvik ederlerdi:

 

-Haydi, Hasan paçaya dal! 
-Olmadı, bir daha... 
-Vur sarmayı. 
-Bastır, kaldırma altından... 
-Sıkı dur, Mehmet acele etme. 
-Korkma, gırtlakla...

 

Ben, güreşirken dedemde aynı şekilde heyecanlanıp bağırır ve bana akıl verirdi. Küçükken yani 5-6 yaşlarımda iken yaptığım güreşlerin bir kısmını ve o zamanki rakiplerimi hatırlayabiliyorum. En mühim hasmım Koca Kamil adında birinin oğlu olan Mıstık idi. Benden iki yaş kadar büyük olan Mıstık, güçlü kuvvetli, gürbüz bir çocuktu.

 

Ben, kendi akranlarımı hep yendiğim cihetle, artık karşıma Mıstık?ı çıkarmaya başlamışlardı. Onunla uzun uzun boğuşur sonunda yenilirdim. Buna, yani yenik düşmeye pek içerlemezdim; ama bizi seyreden büyüklerin alayları beni deli divane ederdi.

 

Yenildin mi hemen başlarlardı: 
-Vah , vah Yaşar, yine yenildi. 
-Tuhh . . . .ayıp be. Arif Çavuş seni yenilsin diye mi besliyor? 
-Bir de pehlivanım diye ortaya çıkmışsın. Senden pehlivan olur mu hiç?

 

Bu sözler karşısında hırsımdan ne yapacağımı bilemez hüngür, hüngür ağlardım. Daha fazla üstüme varırlarsa bu defa Mıstık?a hücum eder ve beni niye yendin diye onunla kavga etmeye kalkışırdım.

 

Bir söz vardır. Yenilen pehlivan yenişe doymaz derler. Anlaşılan bende öyle imişim. Güreşe doymazdım. Hele yenildiğim zamanlar. Koca Kamil?in oğlu Mıstık beni bir sene boyunca yendi durdu. Fakat sekiz yaşlarına geldiğim zaman onu da kolayca yenmeye intikamımı doya doya almaya başladım. On yaşıma geldiğim zaman Emirli?deki bütün akranlarımı ve hatta benden bir iki yaş büyük olan bütün çocukları yeniyordum.

 

Bu sıralarda karşıma yeni bir rakip diktiler. Bu Ilıca köyü halkından Kamil adında bir çocuktu. Benden üç yaş kadar büyük olan Kamil?in vücudu da benden ince idi. 0 da köyündeki bütün akranlarını yenmişti.

 

Bir bayram günü idi. Ben bütün hasımlarımı yenmiş ve çekilip bir köşeye oturmuştum. Bilahare ortaya bizden 3-4 yaş büyük olanlar çıktılar. Ilıcalı Kamil?de kısa zaman hasımlarını yenmişti. Bunun üzerine beni Kamil?le güreştirmeye karar vermişler.


Bu iş hiç te hoşuma gitmemişti. Kamil?i kendimden çok iri ve yaşlı görüyor, onunla güreşmeyi pek göze alamıyordum. Fakat bizim köylülerin bunun için ucunda ölüm yok ya, diye ısrar etmeleri üzerine nihayet ortaya çıktım.

 

Kamil ile tam yarım saat boğuştuk. Nihayet biri çift paça dalarak beni sırt üstü yere yıktı ve yendi. 0 gün çok fena olmuştum. Bilahare Kamil?le 2-3 güreş daha yaptık ben her seferinde yendi. Aradan iki yıl geçmiş ve ben 12 - 13 o da 14 - 15 yaşlarına gelmiştik ki, yine bir bayram günü bizim köyde onunla güreşe tutuştuk. Bu defa onu yenivermiştim Hem de kısa zamanda. Sonraları Kamil ile 7 - 8 defa daha güreştik. Her seferinde de onu evire çevire yendim. Bunun üzerine bir daha karşıma çıkmadı.

 

İşte ben böyle bir muhitte ve küçük yaştan itibaren boğuşa boğuşa yetiştim.

Saat
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar5.66445.6871
Euro6.35426.3796