SIRALI KÖYÜ'NDEN SEFER VE KAZIM BEYLER

23.01.2013
Mondros Ateşkes Antlaşması'nın (30 Ekim 1918) ardından Samsun'dan Amasya'ya giden yol boyunda, Samsun - Kavak arasında Berzeg Ekrem Bey, Kavak Saraycık kolundan (Karantu, Ağcakise, Karayusuflu, Karacalar, Koçköy) Havza köylerine uzanan sahada; Berzeg Sefer ve Berzeg Kazım Kazım Beyler, Havza civarı ve Amasya yönünde Çonoğlu Bayram Efendi bu bölgeleri Pontus ayaklanmasına karşı kontrol altına alınmışlardı. 


Kazım Berzeg: Havza'da Mustafa Kemal Paşa ile aynı evde altı gün kalmış olan annesinin babası Sefer Bey'den intikal eden bilgilerle Mustafa Kemal Paşa'nın Havza günlerini anlatmaktadır.


Mustafa Kemal, Havza'ya geldikten bir gün sonra (26 Mayıs 1919) bizim Sıralı köyümüze, Havza'dan iki asker, iki sivil, bayram Efendi'nin bir mektubuyla gelir. Asker ise Ayıcı Arif Bey'dir. Atatürk'e benzediği için halk Mustafa Kemal'in köye geldiğini zannetmiştir. Köyün eski yaşayanlarından Şükrü Bey'in anlatımına göre Arif Bey, 2 sivil 1 asker olarak köye geliyor. Burada asıl konu Merzifon'daki İngiliz askerlerin bulunmasıdır. Havza'dan Çonoğlu Bayram Bey ile Sıralı köyünden Sefer Bey'den destek istenir. 


Sefer ve Kazım Bey kardeşler, muhtemel bir Rum baskınına karşı köyde birlikte kalmamaktadırlar. Bu sebeple Karlı köyünde Ekrem Bey'in yanında olan Kazım Bey'e haber gönderilir. Sefer Bey, Havza'ya gider. Bayram Efendi'nin mektubunda (çok ehemmiyetli) bir misafirin geldiği ve mutlaka görüşmek istediği yazılıdır.





Havza'da Mustafa Kemal Paşa, mülkiyeti İsa Efendi'ye ait iken Bayram Efendi tarafından satın alınan belediyeye hibe edilen ve sonra belediye binası olarak kullanılan eve yerleşmiştir. Bayram Efendi ve Sefer Bey'den evvela Havza'da kalacağı süre içinde rahatça çalışabilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını ister. Bu arada kaymakam Fahri Bey'e İstanbul hükümetinden Mustafa Kemal Paşa'nın engellenmesi için iki telgraf gelir. Fahri Bey bunları Bayram Efendi'ye söyler. Bayram Efendi Mustafa Kemal Paşa'ya kendisinin engel olamayacağını, memur olmaları nedeniyle çekiniyorlar ise istifa etmelerini ve kendilerine hayatları boyunca iki kat maaş vereceğini söyler. Esasen yörede o günlerde Bayram Efendi ve Sefer Bey'den daha etkin bir güç yoktur. 


Sefer Bey'in Havza'ya gitmesinden üç gün sonra Bayram Efendi, gelmesi beklenen Rauf Bey'e yardımcı olmak üzere, Sungurlu Ankara yönünde yola çıkar. Sefer Bey, Mustafa Kemal Paşa ile üç gün daha kalırlar. Bu süre zarfında Sefer Bey'in ısrarına rağmen, Mustafa Kemal Paşa içki içmez. Elinde sürekli tespih taşır. Halkla teması ve sık sık telgraf iletişimleri olur. 


Havza'ya gittiğinden altı gün sora Sefer Bey, Sıralı Köyü'ne döner. Bayram Efendi, Havza'dan ayrıldığından iki haftaya yakın bir süre sonra Rauf Bey ile birlikte mülkiyeti kendisine ait olan Havza Amasya yolundaki un fabrikasına gelir ve Amasya'ya doğru yola çıkarlar. 


Kazım Berzeg'e göre; Sefer Bey, Mustafa Kemal Paşa Havza'da iken (O zamanlar Amasya'ya bağlı bir kazaydı) Samsun'dan çağrılan tek mahalli liderdir. Sefer Bey, 1941'de ben küçükken öldü. Anlattıklarım annem rahmetli Naile Hanımın babasından duyup bana aktardıklarıdır. Sefer Bey, yaşasa ve bir tarih şahidi olarak kendisine sorulsaydı mutlaka çok kıymetli bilgiler vermek imkanına sahipti.


Kazım Berzeg, Zübeyrzade Fuad'ın (1928) da anlattıklarında Sefer Bey'e yer vermemesini o sırada Zübeyrzade Fuad'ın aktif olmayışına bağlıyor. Allah aşkına diyor. Havza ve Kavak'ta o günlerde Çonoğlu Bayram ve Sefer Bey'den başka güçlü kişi var mıydı? diye sözlerine ekliyor.


PONTUS AYAKLANMASINA KARŞI SEFER VE KAZIM BEYLER 

Samsun'da o günleri yaşayanlarla yapılan konuşmaların yayınlandığı dizide özetle şu ifadeler yer alıyor. Biz Samsun Kavak yolunu Türkler için güvenlik altında tutmaya çalıştık. Hükümet kavak'ın öbür tarafında Saraycık kolunu kolluyordu. Buradaki Türk köylerine silah ve cephane yardımı yapıyordu. Bu işlere Sıralı köyünden Berzeg Kazım bey memur edilmişti. Kazım Bey hükümetten aldığı silah ve cephaneyi buradaki köylere dağıtmış köyleri teşkilatlandırmıştı.


Kazım Bey, ağabeyi Sefer Bey ile birlikte hareket ediyordu. Rauf Bey'in ifadesiyle yaşadıkları bölgede halk üzerinde sözünü geçirebilecek vatansever kişiler ve tespitlenen piyon şahsiyetlerden olan Sefer ve Kazım Beyler, Kavak'tan Havza'ya uzanan Saraycık kolunda 40 - 50 köylük bir bölgede hakim durumdaydılar ve bu bölge Rumlar'ın Nebyan'daki karargahlarına hudut idi. 


Sefer ve Kazım Bey gerektiğinde silahlandırdıkları 1000 civarında müslümanı Rumlara karşı sevk edebilecek durumda idiler. Rumların en çok çekindikleri kimselerdi. Bu sebepten Saraycık koluna Rum çeteleri, Sıralıdağı'na giren İstil çetesinden çetebaşı İstil ile birkaç kişinin Sıralı köylüleri tarafından öldürülüp çetenin püskürtülmesi gibi birkaç olay dışında girememişlerdir. 


DEMİRYOL İNŞAATINDA SEFER BEY VE MUSTAFA KEMAL


Samsun Sivas demiryolu Osmanlı döneminde Samsun'dan Kavak Çukurbük köyüne kadar ki 35 - 40 kilometrelik alan önceden yapılmıştı. 1923 başında demiryolu ihalesini Fransız şirket almıştı. Demiryolu ihalesi Ocak 1924'deyeniden ihale edilir. O sıralarda ortaklaşa müteahhitlik yapan Sefer Bey ile Havza'dan Bayram Bey, Bayram ve Şurekası adlı şirketleriyle ihaleyi alırlar. Şirkette Bayram Efendi, Çonoğlu Mustafa, Sıralı köyünden Sefer Bey ve Kazım Bey yer alır. 


1924 başından 1925 başına kadar 1 - 1,5 yıllık sürede çalışırlar. Yoldaki tüneller özellikle Kavak - Karadağ tüneli başta olmak üzere 10 - 15 tonel yapımını işçileri ve hayvanlarıyla üstlenirler. 1924 Eylül - Ekim'de inşaat işleri yapılırken Mustafa Kemal, Karadeniz gezisinden döner. O sırada Erzurum'da deprem olmuştur. Ankara yerine Erzurum'a geçilir. 


İnşaat işleri alınınca Dorukhan'dan Samsun Kavak tarafına kadar Sefer Bey Dorukhan'dan Havza tarafına kadar Bayram Bey görev dağılımını yaparlar. Şantiyeleri ise Sefer Beyi'in ki Üçhanlar'da, Bayram Efendi'nin ki ise Dorukhan'dadır. 


Mustafa Kemal 1924 inşaatından 8/9 ay sonra eşi Latife Hanım ile birlikte Bayram Efendi'nin şantiyesine uğrarlar. Mustafa Kemal ile Bayram Bey arasında çatışma çıkar. Önceki dostluğa binaen Bayram Efendi çekinmeden konuşur. O sıralarda da Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruluş yıllarıdır. Siyasetin ağır bastığı dönemlerdir. Mustafa Kemal Atatürk Latife Hanım'a dönerek, "Latife Hanım, Kalk gidelim Bayram Efendi kendini Karadağ Prensi zannediyor" Bayram Efendi ve Sefer Bey'den bu konuşmadan sonra ihale ellerinden alınacaktır. Zaten 45 yaşlarında iken Bayram Efendi de o yıllarda ölecektir. 


O sırada Fransız mühendisler de demiryolunda çalışıyorlar. Fakat inşaat bir türlü bitmiyor. Yaptıkları işlerden para alamıyorlar. Kazım Berzeg acaba tasfiye işlemi Mustafa Kemal ile Bayram Bey'in tartışması ile mi başladı bilemiyoruz diyor. Sefer Bey'in işleri de ileri ki yıllarda iyi gitmiyor. Geniş arazileri olmasına rağmen beklentilerini bulamıyor. Kardeşi Kazım Bey'den ayrılıp müteahhitlik işlerine devam ediyor. Kazım Berzeg'in deyimiyle iflas ettiren bir kombinezonun içerisine düşüyor. Hazineleri İş Bankası'na 1943 - 1944 yıllarında devrediliyor.