SAMSUN KAVAK KAZANCI KÖYÜ

14.01.2013


Kavak ilçesi Kazancı köyü Samsun iline 35 kilometre, Kavak ilçesine 25 kilometre uzaklıktadır. Samsun Ankara karayolu üzerinden Kazancı köyü sapağından ulaşılmaktadır.

 

1933'de köy listesinde adı geçmeyen bu yerleşim yerinin adı Asya topraklarında birçok yerde vardır. Örneğin Kazancık, Hazar Denizi güneydoğusunda boy ve yer adıdır. Yavuz Sultan Selim zamanında Çepni oymaklarından birinin adı Kazancı oymağıdır. 16. Yüzyıla ait Osmanlı kaynaklarında da Çepni vilayetinde Kazancı ve Kazancılı köylerini buluyoruz. Güney Azerbeyan'da 19. Yüzyıl başlarında Karasu Irmağı bölgesinde 20 bin çadırlı Şahseven Türkmenleri arasında Kazanlı Türkmenleri de bulunmaktaydı.


Bu değerlendirmeye göre, Kazancıklı bölgesi Türkmenistan kuzeyinde kayalık bir bölgenin adıdır. Bu bölgeden batıya ve Anadolu'ya göceden Kazancılı Cemaati, Adana (Feke) Maraş, Kırşehir, Karahisarı, Mersin (Gülnar), Samsun, Ermenek (Kazancı) bölgelerine yerleştirilmiştir.

 

Köy Osmanlı arşiv kayıtlarında Kazancı, Kazancılı, Kazanculu, Kazancıyan, Kazgancıyan adı ile anılan Yörükan taifesinin buraya yerleşmesiyle bu adla anılır olmuştur. Arşiv kayıtlarında Adana, Sis, Meraş, Kırşehri, Karahisar-ı Şarki sancakları, Gülnar ve Ermenak kazaları (İçel Sancağı), Samsun ve Bafra kazalarında bu cemaatin adı geçmektedir. 1530 tarihli tahrir defterlerinde ise bu cemaati, Menteşe, Sis, Bozok, Çorum, Maraş, Konya livalarında görebiliyoruz. Kazan sözcüğünün şahıs adı olduğunu da söyleyelim. Nitekim Dede Korkut destanlarında Oğuzların bir hanının adı Salur kazan idi. Köy, 17. Yüzyıla kadar Canik Sancağı'na bağlıdır. Kazancı köyünün 1837 Canik Liva Defteri'nde ilk muhtarı Alabaş Oğlu Hasandır.


HACIÖMER

Mahalle buraya yerleşen Hacıömer, Hacıömerli, adlı konargöçer taifesinden adını alıyor. Bu cemaat Rişvan aşiretindendir. Bu aşirete mensup cemaatler arasında Hacıömer cemaati tahrir defterlerinde ilk sırada kaydedilen bir cemaattir.

 

MAMUÇ

Bir lakap olsa gerekir. Düşüncemize göre lazca bir sözcüktür. Örneğin Lazcada Mamuç gelmek; ölçüde eşit, denk gelmek demektir.

Kaynak:Mehmet KÖSEOĞLU